Git gide alışıyorum sana.Hiç bir alışkanlık bu kadar güzel olmaz.Yanımda olduğun zaman alkol gibi damarlarıma yayılıyor,
Sigara gibi ciğerlerimi yakıyorsun.Alışkanlıklar daima korkutur beni.
Düşün ki ben yaşamaya bile alışık değilim.Kendi kendimi alıştırmadım yıllardır.Fakat şimdi sana alışıyorum.Alıştıça özlemim daha da artıyor ve daha da yoğunlaşıyor.Yalnız içimde garip bir korku var.Sana tamamen alışmaktan değil,kendimi sana alıştırmaktan korkuyorum.Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yalnız bırakmaktan korkuyorum. Oysa ki her zaman günün her saatinde yanında olmalıyım senin.Ellerim ellerinden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin.Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir saniyen bile olmamalı.Her zevkin yaptığın her şeyin yarısı senin yarısı benim olmalı.
Bana alış demeyeceğim.Nasıl olsa bir gün alışacakasın.İlk defa sevinmenin ürpertisi içindeyim.Kimseden sevgi istemedim, verdiler almadım.Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum. Sevgin olmasaydı değersiz bir can parçasındaydıım. Şimdi ise sevginin aynasındayım. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler....
Git gide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum.Beni yaşadığım zamanın dışına çıkartıyorsun. Alışkanlık kozasını ören bir ipek böceği gibi git gide tamamlıyor sevgimizi. Korkunç bir yangın başladı yüreğimizde. Özlem kıskançlık arzu ne varsa hepsi tutuştu bir anda alev almayan yerimiz kalmadı. Nehirler,denizler,okyanuslar boşalsa üzerimize hiç sönmeyeceğiz biliyorum.Bu yangın biz kor oluncaya dek sürecek...
Bu bir son olmayacak................... Aksine bu "Varoluşun Başlangıcı".
Bu gün ; ben sessizliği duymak istedim... Karanlıkta görmek istedim kendimi... Bu gün ben yalnızım... Biliyorum gece de... Yarıda kalmış ve unutulmuş bir mektup okuyorum... Çok hüzünlüsün diye arkadaşlar söylerlerdi bana. Oysa... Oysa her insanda vardır biraz hüzün. Ben de öyleyim işte. Seni mektuplarım gibi seviyorum.Seni şiirlerim gibi seviyorum...
İkimiz, ikimiz için hiç bitmeyen bir yola çıkıcaktık. Hadi... Gel demiştin... Şimdi bir tek ben kaldım yolun ortasında. Öğütleri duymadan vardım şimdi yaşamak istemediğin yerlere. Yalnızlığı yaşıyorum... O kadar tanıdığım insanların arasında... Küçücük bir defterime yazardım hissettiklerimi... O hep yanımdaydı.... Şimdi ise sen yoksun yanımda... Karanlık odalarda bir seni düşünüyorum saatlerce. Nerdesin şimdi...
Ben hala aynı yerdeyim... Hala aynı şeyleri yaşıyorum... Sensiz.... Değişmedim ben. Neden ki. Bazen sokaklarda dolaşıyorum. Eskisi gibi... Nasıl oluyorsa sizin evin önünden geçtiğimde, sessiz bir rüzgar gibi yanımdan geçerdi yaşadıklarımız... İçimde bir acı oluverirdi... Sonra da yaralı kalbim yine kanamaya başlayıverirdi. O anda ağlamak gelirdi içimden... Biliyor musun? İlk kez senin için kaybetmiyorum dediğimde göz yaşlarımı, yine tutamazdım kendimi. Ağlardım... korkak bir çocuk gibi... Sonra penceremden gökyüzüne bakıp seni aramak vardır ya... yıldızlarda....
Oysa sen söylüyordun... İçim yanıyordu... Nerdesin şimdi... Bak bana; hediye ettiğin kolyeyi hala taşıyorum.... Seni hep görüyorum, her şarkıda, beyaz sayfalardaki siyah çizgilerde... Her sabah gülüşünü görürüm... Sorarım ne yaptığını, ne ettiğini... Herkese şu yoksul kentte aynısını sorardım... Kimseler bilmedi ki, seni ne kadar çok sevdiğimi... İçimi defalarca çekerek söylüyorum Sevdiğim, ne kadar da çok inanmışım sana. Sen bana o kadar, o kadar çok söylemiştin ki.
Beni nasıl sevdiğini... Bak şimdi acım hiç dinmiyor... Aklımdan hiç çıkıp gitmiyor apansız çekip gittiğin o gün. Hatırlar mısın? Kader demiştik senin tanıştığımız o ilk güne... Hiç unutamıyorum... Nerden bilecektim ki seni böyle seveceğimi?... Senelerce yüzüme bakıp es geçmişsin, bir merhaba bile demeden. Belki hiçbir şeyim yoktu. Gündüzümde gecemde... bir tek sen vardın. Her geçen saniyelere bile seni sorardım sessizce... Şarkılar söylüyorum sana...Duyuyor musun?
Her sözüm gerçek, her sözüm içimden gelen duygularımdı... Belki de ilk defa çılgınca bir aşk yaşamak istedim. Gülebilirsin... ama benim için öyle bir şeydi... Bazen sorardım sana... Beni ne kadar çok seviyorsun diye... Susardın... Sonra da kızardın bana... Konuşamazdım o anda. Çünki seni ne kadar çok sevdiğimi, nasıl anlatacağımı bilmiyordum... İfade edemiyordum işte...anlatamadım sana. Seni ne kadar çok sevdiğimi... Bu benim için ne kelimelerle, ne de ifadelerle anlatılabilirdi....
Aslında.... aslında.... aşka inancımı ben de kaybetmedim... Korkuyorum sadece... Beni bu duruma aşk getirdi. Hayır.... Senin üstüne atmıyorum... hepsi benim yüzümden.... Başkalarını mutlu etmek için elimden geleni yapardım... Böyleyim işte... Senin için yetmedi bunlar... Seni etkiler, dedim ama o da olmadı. Özür diliyorum.... Yokluğunu hissetmek çok zor. Senin o delice bakışlarını özlüyorum.... O güzel gözlerine bakmak yaşatır artık beni...
Bilmiyorum.... Bu zor günlerim nasıl geçecek... Şimdi içimdeki alevsin. Kendimi yaralamak....başka bir şey etmedim... Bugün ben yalnızım gece de... Yarıda kalmış bir mektup okuyorum.....!!!